Genel Bilgiler
Rallilerde ve pistlerde boy gösterse de Opel, çoğu kullanıcı için aile otomobilleri üreten bir firma imajına sahip. Ancak Opel, sportif yanını göstermek için Calibra, Astra GSİ, Corsa GSi ve Astra Coupe gibi modellerle tüketicilerin karşısına çıksa da bunu tam olarak başarabilmiş değil. 1973 yılında satışa sunulan ve Alman Corvette'i olarak anılan GT modelinden bu yana çok da iddialı bir sportif model üretmeyen Opel, 1999 yılında Cenevre Otomobil Fuarı'nda konsept olarak tanıttığı Speedster'le herkesi şaşırtmıştı. Ancak, Speedster'in yollara çıkması için yaklaşık iki yıl geçmesi gerekti. Lotus Elise modeli platformu üzerine, Opel ve Lotus mühendisleri tarafından geliştirilen Speedster, Lotus'un Hethel fabrikasında üretiliyor. Yıllık üretimi 3 bin adetle sınırlı olan Speedster, tek motor ve tek donanım paketiyle satılıyor.
Karoser, iç mekan
http://arabam.milliyet.com.tr/images...eedster_ic.jpg Opel'in ilk iki kişilik ve ortadan motorlu modeli olan Speedster, küçük yapısının altında gelişmiş bir teknoloji barındırıyor. Speedster'in şasisi, bilinen standart şasilerden çok farklı. Sadece yarış ve süper spor otomobillerde kullanılan alüminyum boru şasi, Speedster'in alt yapışım oluşturuyor. Bu da Opel için bir ilk. Süper spor otomobillerde çok önemli olan hafiflik ve sağlamlık sağlayan unsurların basında gelen boru şasi (71 kg), iki çapraz kol ile kokpitin ön ve arkasındaki iki kirişin birleşiminden oluşuyor. Bu parçaların birbirleriyle birleştirilmesi için kaynak yerine özel bir reçine kullanılıyor. Motoru taşıyan ana şasi ise alüminyum değil çelikten imal edilmiş. Önden çarpmalarda güvenliği artırmak için burun kısmında sentetik malzemelerden oluşan darbe emici bir kutu bulunuyor. Karoserse yine hafif ve dayanıklı kompozit malzemeden imal edilmiş. Birçok parçası elde üretilen Speedster'in 3790 mm'lik uzunluğu küçük sınıf otomobiller kadar. 1711 mm'lik (dış aynalar dahil 1884 mm) genişliği, orta sınıftaki otomobillere daha yakın olan Speedster'in yüksekliğiyse sadece 1112 mm. Lotus Elise'den 30 mm daha uzun aks mesafesine (2330 mm) sahip olan Speedster'in önde 1450 mm, arkada 1488 mm olan iz açıklıkları da Elise'den fazla (önde 10 mm, arkada 20 mm). Speedster'i tasarlayan Opel mühendisleri, Opel GT, LeMans yarışlarına katılan prototip otomobiller, Stealth savaş uçağı ve Sidney'deki Opera Binasi'ndan ilham almışlar. İlk anda garip gelse de tüm bu araçlar ve binanın yansımalarım Speedster'de görmek mümkün. Sert köşeli ve çıkıntılı hatlar otomobilin hemen her yerinde kendini gösteriyor. Yukarı doğru çıkıntı yapan ön çamurluklar, ortasında Opel amblemi taşıyan büyük hava girişi ve desensiz camın arkasındaki çift farlar, Speedster'in bir çekirgeyi andırmasına sebep oluyor. Ön kaput üzerindeki hava girişleri, ilk anda motorun önde olduğu izlenimim uyandırsa da dikkatli gözler, arka çamurluklardaki ve arka camın hemen arkasındaki uzun düzlükteki hava girişlerinden, motorun arkada olduğunu anlayabiliyor. Öndekilere göre daha az çıkıntı yapan çamurlukların arka köşelerim kaplayan ve farlar gibi desensiz bir camın arkasına yerleştirilen sinyal, fren, park ve geri vites lambaları sportif görünümü destekliyor. Arka tasarımda, hiç kuşkusuz, en dikkat çekici detay, ortada üst üste konumlandırılan çift egzoz çıkışı. Speedster'in tasarımım beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de olabilir. Sonuçta oldukça uç noktalarda olduğu kesin. Ancak tartışmasız olan bir konu daha var; o da Speedster'in yolda çok dikkat çektiği Speedster'in iç mekanı tam anlamıyla minimalist. Boyu 1.80 cm'nin üzerindeki sürücü ve yolcuların çok zor sığdıkları iç mekanda ağırlıklı olarak alüminyum kullanımı ön plana çıkıyor. Kokpitin orta kıs-mından vites konsoluna doğru uzanan alüminyum kiriş hemen dikkat çekiyor. Aracın tabanı ve kokpiti-nin alt kısmı da alüminyumdan üretilmiş. Küçük çaplı sportif direksiyon simidinin arkasındaki gösterge tablosunda iki adet gösterge ve bir de dijital ekran yer alıyor. Hız ve motor devri göstergeleri beyaz zeminli ancak sıradan görünüyor. Motor harareti, yakıt durumu, günlük ve toplam km ise devir göstergesinin altındaki dijital göstergede rakamsal olarak veriliyor. Uyarı lambalarıysa hız göstergesinin altında toplanmış. Farlar, ön ve arka sis lambaları, kokpitin solundaki bir dizi düğmeyle kumanda ediliyor. Ancak bu düğmelerle sinyal ve silecek kolları Speedster'e yakışmıyor. Çünkü bu parçalar diğer Opel modellerinden alınmış ve her açıdan bu otomobile ait olmadıklarım hissetiriyor. Opel, kapı ve cam kolları gibi bu parçaları da Speedster'e özel tasarlasaydı çok daha şık olurdu. Kokpitin orta üst kısmında bir düğme merak uyandırıyor. Üzerinde hiçbir işaret bulunmayan bu düğme motoru çalıştırmak için kullanılıyor. Bu düğmenin altındaki düz yüzeydeyse üç adet yuvarlak alümiminyum düğmeyle kumanda edilen havalandırma sistemi yer alıyor. Bizce Speedster'e hiç yakışmayan diğer bir donanım da havalandırma kumandalarının yanındaki radyo-CD çalar. Sürüş keyfini müzikle bütünlemek doğru bir fikir olabilir ama Speedster'deki radyo-CD çalar da bu araca uygun bir tasarıma sahip değil. Ön kaputu açmayı sağlayan kol, vites konsolunun önündeki alüminyum kirişin arkasına, arka kaput koluysa sürücü koltuğunun arkasına yerleştirilmiş. İki koltuk sırtlığının ansındaki bölümde iki adet bardaklık ve elektrik soketi bulunuyor. Arkadan motorlu az sayıdaki araçtan biri olan Speedster'in bagajının, diğer birçok örnekte olduğu gibi önde olduğunu düşünenler yanılıyor. Çünkü ön taraftaki boşluk, radyatör ve fren merkezi tarafından doldurulmuş. Otomobilin bagajı, arka aksın önüne yerleştirilen motordan arta kalan kısımda yer alıyor. Arka kaput açıldığında hem motor hem de bagaj ortaya çıkıyor. İlk bakışta küçük gibi görünen bagaj, 206 litre hacim sunuyor. Yükleme ağzı ya da eşik yüksekliği gibi kriterlerle değerlendirmeye alınamayacak bagaj böylesine sportif bir araç için oldukça geniş bile sayılabilir.
Motor, yürüyen aksam
Speedster'in arka aksın önünde yer alan motoru, Opel'in ilk kez Astra Coupe'de kullanmaya başladığı ve daha sonra diğer Astra versiyonlarıyla Vectra ve Omega'ya da aktardığı bir makine. 2005 yılında yürürlüğe girecek olan Euro 4 egzoz emisyon normlarım karşılayan 2.2 litre hacmindeki, 4 silindirli, üstten çift eksantrikli, 16 supaplı, ECOTEC motor, gaz pedalı komutlarını drive by wire teknolojisiyle alıyor. 5800 d/d'de 147 HP güç üreten motorun maksimum torku 4000 d/d'de 203 Nm. Motorun en önemli özelliklerinden biri, maksimum torkunun yüzde 90'ını (182,7 Nm) 1900 d/d'den itibaren üretmeye başlaması. Tamamı alüminyum alaşımdan üretilen motorun 138 kg'lık ağırlığı aracın hafif tutulabilmesinde yardımcı olmuş. Aslına bakılırsa, emisyon kaygısıyla dizginlenen motor, çok canlı bir karakter sergilemiyor. Gaz pedalı komutlarına çok gecikmeden cevap verme ve istikrarlı devirlenme açısından başarılı olan motor, bu otomobil için sakin kalıyor. İnsan böyle bir otomobilde ister istemez İtalyan motorları gibi sinirli ve sportif sesli bir motor arıyor. Ancak bu eleştiriler 2.2 litrelik motorun yeterli performansı sağlayamadığı anlamına gelmiyor. Aksine, toplam ağırlığı 870 kg olan Speedster, bu motorla harikalar yaratıyor. Fabrika verilerine göre 217 km/s gibi yüksek bir hiza ulaşan Speedster'le bu hıza çıkmak çok fazla zaman almıyor; ancak yüksek hızlardaki gürültü sürücünün sabrını zorluyor. Test ölçümlerinde Speedster'le oldukça başarılı değerler kaydettik. 0-100 km/s testinde, hızlan-masını 6.5 sn'de tamamlayan Speedster'in 130 km/s'ye 11.2 sn'de ulaşması ellerimizin terlemesine yetti. Ara hızlanma testlerinde, uzun tutulan 4 ve 5. vitesin, aracın performansım biraz dizginlemesi dikkat çekti. Astra Coupe'den alınan şanzımanın son iki vitesi de kısa tutulsaydı, belki yakıt tüketimi artar ve son hız düşerdi ama tüm viteslerdeki ara hızlanmalar daha çabuk gerçekleşirdi. Buna rağmen 60-100 km/s hızlanmada, 4. viteste elde edilen 7.3 sn ve 5. vitesteki 8.9 sn'lik değerlerle, 90-120 km/s di-siplininde elde edilen 5.3 sn ve 7.4 sn'lik değerler yüksek sollama performansını ortaya koyuyor. Teslimiz boyunca ortalama 8.2 litre yakıt tüketen Speedster, performanslı kullanımda 40 litrelik yakıt deposunu çok daha çabuk boşaltabiliyor. Ancak bu ortalamayla ulaştığı 487 km'lik menzil yeterli.
Kullanım, konfor
Her ne kadar etkileyici bir tasarıma sahip olsa da Speedster gösterişten çok sürüş keyfi garantisi isteyen usta sürücüler için üretilmiş bir otomobil. Dört tekerlekte çift salıncaklı bağımsız süspansiyon sisteminde, önde viraj çubuğu, arkadaysa dalma önleyici çubuk kullanılmış. Süspansiyon sistemi terimi herkesin aklına yerdeki darbeleri emerek kabine ulaşmasını engelleyen, karoseri biraz yaylandırarak konforu artıran parçalar bütününü getiriyor. Speedster'deki tek anlamıysa aracı yola yapıştırmak. Yarış otomobilleri kadar sert tutulan süspansiyon sistemi, en sert virajlarda bile karoserin yatmasına izin vermiyor. Zaten izin vermemesi yerinde, çünkü karoser yere sürtecek kadar alçak! Speedster'in lastikleri ve direksiyon sistemi de yarış otomobillerini aratmıyor. Önde 175/55 R 17, arkada 225/45 R 17 ölçüsünde olan lastikler Bridgestone tarafından özel olarak tasarlanmış. Direksiyon sistemiyse hidrolik destekten yoksun ve toplam 2.3 tura sahip. Bu da manevralarda ağır olmasına ancak hassas yönlendirme yeteneğine sahip olmasını sağlıyor. Tabii bir de işin nostalji ve aracı hafifletme yönü bulunuyor. Dar çamurluk alanı, Speedster'in dönüş çapının 11.8 metreye yükselmesine sebep olmuş. Speedster, düzgün zeminli virajlar için yaratılmış bir otomobil. Yol tutuş özelliklerini Körfez Pisti'nde sergileyen Speedster, normal otomobillerle kıyaslanamayacak kadar etkileyici bir şekilde yere tutunuyor. Buna karşılık sert virajlar, bu tip araçlarla acemi sürücüler için tam bir kabusa dönüşebiliyor. Aniden kırılan direksiyon, gaz pedalına fazla basma ya da aniden bırakma karşısında Speedster arkadan kaymaya başlıyor. Bu anlarda sanki sürücüsünü sınavdan geçiren Speedster doğru direksiyon ve gaz pedalı hareketleriyle doğru çizgiye döndürülebiliyor. Usta eller içinse bu tepki, eğlencenin doruğu anlamına geliyor. Virajda frene basılarak dönüşe başlandığında hafif ön kısımda kaymaya başlayabiliyor. Kısacası doğru ellerde tam bir zevk makinesi ne dönüşen Speedster, acemi ellerde tehlikeli olabiliyor. Speedster'le yolculuk yapmak isteyenlerin öncelikle araca iniş ve biniş alıştırma yapması gerekiyor. Ne redeyse go-kartlar kadar alçak yer leştirilen koltuklara oturabilmek için aynı zamanda kol dayanağı olaral kullanılan kapı eşiklerinin aşılması gerekiyor. Tavan kapalıyken bunu başarabilmek gerçekten oldukça zahmetli. Tavan açıkken ise kapıyı bile açmadan, yukarıdan giriş yapmak mümkün. Ancak, tüm bu zorluklar vücudu bir eldiven gibi saran koltuklara yerleşildiğinde unutuluyor. Dizleri bükmeden oturulan bu iki koltuktan sadece sürücü koltuğunda ayar mekanizması bulunuyor. O ayar da koltuğun sadece ileri geri hareket ettirilebilmesini sağlıyor Elektrikli cam, elektrikli ayna kumandası ve merkezi kilit gibi donanımlardan yoksun olan Speedster'in ön camdaki tek sileceği oldukça geniş bir alanı temizleyebiliyor. Speedster'in basit tentesi ortalama 30 saniyede takılıp sökülebiliyor. Tenteyi çıkarmak için pimi kilitlerinden açıp, tenteyi rulo haline getirmek ve tentenin altında kalan iki adet çubuğu yuvasından çıkarmak yeterli. Tenteyi takmak için de önce çubukları yerleştirip tentenin iki uçunu kapıların üst kısımlarına denk gelen kilitlere yerleştirmek yeterli. Su geçirmeyen tente tavan, gürültü konusunda etkisiz kalıyor. İç mekanda 50 km/s'den itibaren artan gürültü 100 km/s civarında sürücü ve yolcunun bağırarak konuşmaya başlamasına sebep oluyor. Normal bir otomobil olsa bunu şiddetle eleştirirdik ama bu araç bir roadster olunca bazı kriterleri göz ardı etmek gerekiyor. Bu konudaki tek eleştirimiz, motor sesinin sportif olmaması yönünde. Zaten virajlara konsantre olan bir sürücü bu tip detaylarla ilgilenmez. Speedster'i kullanırken yaşanan en önemli problem, aracın alçak yapısı ve geri görüş problemleri. Speedster sürücünün, diğer binek otomobillerin neredeyse tampon seviyesinde oturması ilerideki trafiğin durumuyla ilgili hiçbir bilgiye sahip olamamasına sebep oluyor. Bu nedenle hoş olmayan sürprizde karşı takip mesafesini normalden fazla tutmakta fayda var. Aracın bittiği yerin tam görülememesi ve arka çapraz görüş açılarının darlığı sıkışık trafikte ve park ederken dikkat edilmesini gerektiriyor Ancak tüm bunlar, bu tip otomobillerin ortak özellikleri arasında. Dar yanaklı lastikler ve alçak burun kısmı nedeniyle çukurlar ve standartlara uymayan hız tümseklerine dikkat etmek gerekiyor. Elbete bunlar da Speedster'in suçu değil, Türkiye yollarının gerçekleri! Konfor donanımları gibi elektronik sürüş destek sistemlerinden de uzak duran Speedster'deki tek elektronik yardımcı ABS. Geç devreye giren sistem, sportif sürüş keyfini en az düzeyde etkilediği için sürücülerini memnun ediyor. Önde ve arkada yer alan 288 mm çapındaki havalandırmalı diskler ve yarış tipi kaliperler 870 kg'lık aracı kolayca yavaşlatıyor. Testlerde, 100 km/s hızda yapılan frenlerde elde edilen 38 metrelik mesafe de güvenlik çıtasının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.