Burhan Altıntop içini döktü
Burhan Altıntop içini döktü

Avrupa Yakası'nın en sevilen karakteri Burhan Altıntop'u canlandıran
tiyatro oyuncusu Engin Günaydın,"Burhan Bey bende mutsuzluk yaratıyor.
Hayat konusunda çok zorlanan birisiyim. Galiba bir ilişki istemiyorum"
dedi.
İSTANBUL - Avrupa Yakası'nın Burhan'ı Engin Günaydın, Billboard
dergisine verdiği röportajda, "Hayat konusunda çok zorlanan birisiyim.
Her iş benim için çok zor. Eve gelip, bir zorlukla daha karşılaşmak
istemediğim için galiba bir ilişki istemiyorum" dedi. Geçtiğimiz günlerde "O Hikáyedeki Mal Benim" isimli tek kişilik gösterinizi bitirdiniz. Nedir sebebi?
- "O Hikáyedeki Mal Benim"i 180 kez sahneledim. Artık daha başka şeyler
yapmam gerektiğini düşünüyorum. O, kendimi anlatmam, tarif etmem
gereken bir dönemdi. Kalp ritminde devam eden bir gösteriydi. Her
gösteri, her gece kendi zamanını yeniden yarattı ve her gösteri kendi
zamanını kendi bitirdi. Gösterinin ilginç bir yelpazesi vardı ama...
- Evet, çocuklar çok seviyordu mesela. Bunda tabii Burhan Altıntop’un
sevilmesinin de etkisi büyüktü. Ancak ilk 10 dakika izliyorlar, ama
ondan sonra bakıyorlar sahnedeki başka biri, Burhan Bey değil; uykuya
dalıyordu çocuklar. Yaşlılar da geliyordu, başı kapalılar da. Ortak
özellikleri bana gülmeleriydi. Bu da beni mutlu ediyordu. Onlar
güldükçe siz daha da açılıyorsunuz. Gösterinin iletişim üzerine iddiası
vardı. Birbirini anlayan insanların beraber mutlu olduğu bir
gösteriydi. Ancak televizyonun getirdiği şöhretten olacak, gösteri
kendi izleyicisini artık kaybetmeye başlamıştı. Zorunluluğu sevmeyen birisiniz. Durum böyleyken dizi setinde önünüze koyulan zaman çizelgesine nasıl uyum sağlıyorsunuz?
- Yapacak bir şey yok. İşiniz bu sizin. Çekimler boyunca
konsantrasyonumu hiç bozmuyorum. Çok fazla sahnem olduğu zamanlarda her
sahnenin hakkını veremiyorum. Bazı sahneler çok yüksek enerji istiyor.
Zaman kısıtlıysa, kendimi onlara saklıyorum. "Avrupa Yakası"nın en
çok konuşulan karakterini canlandırıyorsunuz. Dizinin her sahnesinde
Burhan Bey karşımıza çıkıyor. Bu sizde "diziyi sırtımda taşıyorum"
hissiyatı yaratıyor mu? - Bundan aslında rahatsızım. Yeterli vakit
ayıramıyorum sahnelerime... Bu da bende iç mutsuzluk yapıyor. Ama çekim
sabah çok erken saatte de olsa, kuliste uyuyup o sahneye enerjik
çıkmaya çalışıyorum. Ancak arka arkaya binerse bu bende derin bir
mutsuzluk yaratıyor. Ve kendimi kurtaramıyorum bundan. Rolün uzaması
bende böyle şeyler yarattı; hayatta ilk defa tatil yapmayı bekliyorum.
En son çok sağlam, kafama göre bir tatili 2000 yılında yaptım. Benim
tatil anlayışım; tamamen yaşadığım dünyayı unutup, kendi iç ritmime
dönebildiğim uzun zaman dilimidir. Gittiğim yerde benim için hayatın
gerçek ritminin tonu bozulmasın yeter. Mesela İstanbul çok ritmi bozuk
bir şehir. Bir bela gibi insanın üstüne çöküyor. Ve insanın kendini
temizlemesi çok zor oluyor. Anneme geçenlerde şöyle dedim: "Anne, 45-50
yaşına kadar böyle gidecek. Dinlenmeyi beklemiyorum." Gösteriniz
bitti, yalnızca "Avrupa Yakası" ve reklam filmlerindesiniz. Biliyoruz
ki bunlar sizin için yeterli değil. Yeni bir proje var mı? - Dizi
tatile girdiğinde bir film senaryosuna başlayacağım; adı "Vavien"...
Elektrikle ile ilgili bir tanım. Elektrik dünyası, elektrik akımı,
enerji alışverişi, enerji, açma-kapatma gibi kavramları içinde
barındırıyor. İnsanların birbirleriyle kurduğu enerjiye benziyor
elektrik enerjisi. Film, ilk bakışta gerilim filmini andırıyor ama
içinde komediyi de barındırıyor. İzleyicinin gülmesini hedefliyorum.
Artık kendi projelerime ağırlık vermek istiyorum. Filmi biraz daha detaylı anlatır mısınız?
- Yağmur-Durul Taylan kardeşler çekecek filmi. Bu yaz dizinin
senaryosunu bitireceğim. Binnur Kaya, Settar Tanrıöven, Vedat
Özdemiroğlu rol alacak. Ben de bir elektrikçiyi canlandıracağım. Ben
"Fargo"yu çok severim. O tatta bir film. 2009 yazında çekilecek. Ve
Antalya Film Film Festivali’ne yetişecek. Filmi memleketimde, Erbaa’da
çekeceğim. Filmi çekeceğiniz mekanın fotoğraflarını gösterirken
anneniz ve abinizin de fotoğrafları dikkatimizi çekti. İkisinin de
yüzleri güleç. Ama siz çok da gülen biri değilsiniz sanki... Daha çok
düşünceli bir ifade var yüzünüzde... - Bizim ailede herkes
güleçtir. Asık surata yer yoktur. Ama ben ne zaman bu işlere girdim,
orada biraz karıştım işte. Eskiden daha çok gülüyordum. Buralar, bu
ülke biraz geriyor insanı. Tekrar Vavien’e dönelim... Film vizyona
girdiğinde herkesin gözü üzerinizde olacak. Medyadan eleştirmenlere,
köşe yazarlarına kadar... Böyle bir baskı hissetmeye hazır mısınız?
- Bekledikleri gibi bir film olacak aslında. Hata oranı düşük olacak.
Evrensel bir dili de var. Bu film gişe de yapacak. Çok kişi merak
edecek bence. "Çok güzel, harika bir film" değil yapmak istediğim, ama
titiz bir film olacak. Bir tiyatro oyunu sahnelemeyi planlıyordunuz. Hatta provalarına da başlamıştınız. Projeye ne oldu?
- Dekorlar depoda çürüyor. Prodüksiyon hesapladığımdan daha büyük
çıktı. Yapım kısmında şüphe duydum ve o yüzden ertelemeye karar verdim.
Artık önceliğim sinema filmi... Tiyatro sinemadan daha zor. "Vavien"in
başarılarından sonra tiyatro daha kolay olacak benim için. Tiyatronun
çok da hakkı verilmiyor bu ülkede. Bir ülkede tiyatro çöküş yaşıyorsa,
ülkede de psikolojik çöküşü beklemek lazım. Çünkü tiyatroda ağabeyinizi
ablanızı görürsünüz, kendi ailenizi ya da başka ailelerin
yaşantılarını... Bunları göremiyor insanlar ve yalnızlaşıyor. Şu an
psikolojik bir çöküş yaşıyoruz. Sanat iyi işlemiyor bu ülkede. Sanatın iyi işlememesinin sebebi ülke insanları mı, iktidar mı?
- Ülke kendi gerçeğini bilmiyor, tarihini bilmiyor, kendi kimliğinden
emin değil. Emin olmadığı için de temel sağlam yere oturmuyor. Bu ülke
kendini arayan bir ülke. Dünyada da örneği yok galiba. Peki ülke kendini bulabilecek mi?
- Çok zeki bir toplumuz aslında, meraklı ve yeterli bilgilere sahip...
Ancak bu ülkenin zengini de fakiri de kendini güvende hissetmiyor, bir
boşlukta herkes... 'Para için ucuz işlere imza atmam'
Sinirleneceğim durumlara hiç girmiyorum. Ben şu an bana teklif edilen
paraların sadece yüzde 10’unu kazanıyorum. Yüzde 90’ını reddettim iç
huzurumu bozmamak için. Kafama yatan işlerde yer almayı tercih ettim.
Zaten paraya bakmaya başladığın an senin bittiğin andır. İlk
röportajlarımda "Paraya ihtiyacım var" diyordum. Ama şu an yok. Ben
20-30 sene daha bu işi yapacağım. Para için ucuz işlere imza atıp
huzurumu bozmak istemem. 'Galiba bir ilişki istemiyorum' Hayat
konusunda çok zorlanan birisiyim. Eve gelip, bir zorlukla daha
karşılaşmak istemediğim için galiba bir ilişki istemiyorum. İki beyin
karşı karşıya geliyor; ilişki denilen şey böyle başlıyor. Ortak dilden
konuşuyorlar. Sonra bu ortak dil ufalıyor. Ardından problem başlıyor.
Problem başlayınca birbirlerini didiklemeye başlıyorlar. Sonra biri
sağa sola bakmaya başlıyor; ’dışarıda hayat nasıldı acaba’ diye. Bu
matematiği çok yaşadım ben. Yine mi yaşayacağım?.. Aşk acısı çok üzüyor
insanı. İnsan küçük yaşlarda aşk acısını hayatının en büyük trajedisi
olarak görüyor, dünya duruyor... Sonrasında benzer şeyleri yaşamaya
başlayınca bu travmadan kurtuluyorsun.
|