Ana Sayfa » Kitap Özetleri » Öğretmenleri fişleme isteyen arkadaşlar buyrun

Öğretmenleri fişleme isteyen arkadaşlar buyrun

Öğretmenleri fişleme isteyen arkadaşlar buyrun


Öğretmenleri fişleme isteyen arkadaşlar buyrun:



Kitabın Adı : Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Kitabın Yazarı : Peyami SAFA

Basın Yeri ve Tarihi : İstanbul 1986



1. Kitabın Özeti:

Yazar uzun yıllardan beri ayağında sorun yaşamaktadır ve bundan dolayı sürekli doktora gitmektedir. Yazar ayağındaki bu sorun için muayeneye gittiğinde doktor yazara ayağının durumunun kötüye gittiğini ve bir seçim yapması gerektiğini söyler. Bu seçim ise ya ayağı kesilecektir ya da bu şekilde ağrı çekmeye devam edecektir. Yazar bu olayı annesine anlatmamak için çeşitli bahaneler bularak annesine ayağının durumunun iyi olduğunu söyler.

Yazar akrabası olan Paşa’ nın evinde kalmaktadır. Paşa’ ya kitap okumayı ve Paşa da yazarın kendisine kitap okumasını çok sever. Yazar, Paşa’ ya kitap okurken Paşa’ nın kızı Nüzhet onu dışarıya çağırır. Yazarda Paşa’ ya kitap okuduğunu söylemesi üzerine Nüzhet babasının uyuduğunu söyler ve birlikte dışarıya çıkarlar. O andan itibaren Nüzhet ile yazar arasında sıcak bir ilişki başlar. Yazar ile Nüzhet konuşurlarken Nüzhet yazara kendisini Doktor Ragıp’ ın istediğini söyler.

Gece Nüzhet yazarın odasına gelir ve konuşmaya başlarlar. Bir süre sonra yazarın Nüzhet’ i öpmesiyle Nüzhet hemen odasına gider.

Daha sonra yazar kontrol için hastaneye gider ama operatör derste olduğu için beklemek zorundadır. Beklerken doktoruyla beraber bir odaya girerler ve bu odada ölüler vardır. Doktor bu ölüleri yazara gösterir. Daha sonra doktoruyla beraber dışarıya çıkarlar. Doktoru yazara kendisini sürekli güçlü tutmasını yemesini ve ayağının üzerine basmamasını söyler ve bir köy lokantasına girerler. Burada yemekleri önlerine geldiğinde yazar yekten bir lokma alırken önündeki etin sanki biraz önce çıktıkları odadaki insanları etiymiş gibi hisseder ve hemen dışarı çıkar. Daha sonra içeriye girer ve tekrar oturur.

Hastanede işi bittiğinde eve gider. Buradan eve gittiğinde herkesin odada durduğunu görür ve odaya girer. Odaya girdiği anda herkes susar. Yazar bu sessizlikten şüphelenir ve odadan ayrılır, bahçeye çıkar. Bir süre sonra yanına Nüzhet gelir ve neden böyle davrandığını sorar. Yazarda kendisi odaya girdiğinde herkes sustuğu için kızdığını söyler. Bunun üzerine Nüzhet bir açılamaya yapar ve bu açıklamada annesinin giyindiğini o sırada kendisinin geldiğini söyler.

Yazar daha sonra odasına çıkarken Nurefşan gelir ve yazarla birlikte odasına girer. Yazar Nurefşan’ ın çıkmasını beklerken Nurefşan’ ın kendisine bir şey söylemek istediğini fark eder. Bunun üzerine yazar bir yerden konuyu açar ve Nurefşan’ dan gerçeği öğrenir. Nüzhet ona yalan söylemiştir. Nüzhet yazara yalan söylemiştir.

Gece olduğunda yazar sessizce Nüzhet’ in odasına gider ve konuşmak istediğini, kendi odasına gelmesini istediğini söyler. Nüzhet yazarın odasına geldiğinde neden yalan söylediğini sorar. Nüzhet ilk başlarda bilmezlikten gelir; ama bir süre sonra gerçeği söylemek zorunda kalır. Doktor Ragıp’ ın annesi o gün eve gelmiştir ve Nüzhet’ in annesiyle söz ve nişan işini konuşmuşlardır.

Ertesi gün Doktor Ragıp’ ın uşağı eve gelir ve akşama Ragıp Bey’ in geleceğini söyler. Yazar ilk defa Doktor Ragıp’ ı görecektir. Doktor Ragıp geldiğinde odada oturulur. Bir süre sonra Paşa Doktor Ragıp’ a yazarın ayağının durumunu anlatır ve Doktor Ragıp kendine göre cevap verirken yazar kızarak tepki gösterir.

Ertesi gün yazar yeniden hastaneye gider. Hastane dönüşünde eve geldiğinde Paşa yazarın Doktor Ragıp üzerindeki görüşlerini alır ve konuşurlar. Daha sonra Paşa yazarın yengesine (Nüzhet’ in annesi) bakarak Doktor Ragıp’ ın kızlarını mutlu edip edemeyeceğini sorar ve aralarında tartışma çıkar.

Ertesi gün yazar doktorunun uyarıları göz önünde bulundurarak merdivenlerden yavaş yavaş inerken Nüzhet ile annesi arasındaki konuşmaları duyar. Bu konuşmalarda ev içinden birini Nüzhet’ in annesi kötülemektedir ve bu büyük bir ihtimalle yazardır. Ama yazar yinede diğer ihtimalleri göz önünde bulundurarak kendisini teselli etmeye çalışır. Bunun üzerine yazar o evde daha fazla kalamazdır ve evine gitmek ister ama bunu Paşa’ ya söylerken iyi bir mazeret bulması gerekmektedir. Bir mazeret olarak ta Erenköy’deki eczanelerin iyi muayene yapmadıklarını söyler ama yinede Paşa evine o gün gitmesini istemez ve bir gün daha kalmasını söyler.

Ertesi gün yazar evine gidecekken annesi çıkagelir ve mecburen birkaç gün daha o evde kalmak zorunda kalırlar. Akşamına Doktor Ragıp ve annesi yemeğe gelecektir. Ragıp Bey geldiğinde hemen yemeğe oturulur ve konuşmaya başlanır. Yazar gerekmediği sürece pek konuşmaz; ama bir süre sonra Paşa’ nın sorduğu soruyla Paşa, Doktor Ragıp ile yazar arasında bir münakaşa başlar. Daha sonra bu Münakaşaya Nüzhet’ de karışınca münakaşa tehlikeli bir durum alır. Bunun üzerine yazar susmayı tercih eder ve ortalık sakinleşir.

Ertesi gün Nüzhet yazara bir önceki gün yemekte olanlardan dolayı kırgındır ve yazarla çok az konuşur. Yazar ise balkona çıkar ve ayağını bir kenara uzatarak güneşlendirir. Bir süre sonra Nüzhet yazarın yanına gelir ve konuşmaya başlarlar. Daha sonra Nüzhet sinirlenerek yazarın yanından gider.

Artık yazar ve annesi evlerine gelmişlerdir. Yazar evine geldiğinde ağrıları daha çok artmıştır ve bir süre sonra komşularının yardımıyla hastaneye giderler.

Hastanede hemen pansuman ve ilk yardım yapılır. Doktor yazara dediklerini uygulamadığı için kızar ve ayağındaki tehlikenin daha da büyüdüğünü söyler. II. hariciye polikliniğe kaldırılıp pansuman yapıldıktan sonra evine gönderilir.

Yazar evine gittiğinde yazarın bütün akrabaları onların evine gelmiştir. Akrabalarından bir kadın sürekli olarak hastaneden getirdiği malzemelerle yazarın pansumanını yapar.

Daha sonra akrabalarından biri yazara ve annesine bir Alman doktoru önerir ve oraya giderler. Aman doktor pekiyi incelemez ama daha sonra gelen Türk doktor yazar ile çok ilgilenir. Fakat bu doktorunda yapabileceği fazla bir şey yoktur.

Mithat Bey ile yazar Operatör ile görüşmeye giderken operatörün ameliyatta olduğunu öğrenirler ve onun odasında beklerler. Daha sonra operatör odaya girince yazarı görür ve şaşırır. Hemen yazarı muayene odasına alır ve muayene eder.

Doktor Mithat Bey’ e belki birkaç ameliyat sonrasında ayağın kurtarılabileceğini söyler. Bunu duyan yazar ise hemen kabul eder. Doktor Dokuzuncu Hariciye koğuşunun ertesi gün boşalacağını ve yazarı da oraya yerleştirebileceklerini söyler.

Ameliyat için hemen hazırlıklara başlanır ve yazar hastaneye yatırılır. Yazar hastanede kendini çok yalnız hissetmektedir. Hasta yatağında yatarken içeriye giren hasta bakıcı yemek getirmiştir; ama yazarın yemek yiyecek hali yoktur. Hasta bakıcı tekrar yemek tabağını almaya geldiğinde ise tabağın dolu olduğunu görünce yazara sorar ve yazarda hiçbir şey yemek istemediğini söyler.

Bir süre sonra artık yazar o kadar çok sıkılmıştır ki duvarlar üzerine üzerine geliyordur. Önünde duran zile basmak için uzanmıştır ve birkaç kere basmıştır; ama kimse gelmemiştir. Daha sonra yazar kendine gelmeye başladığında başında birçok kişinin bulunduğunu fark etmiştir; ama bu kişileri konuştuklarını anlamayacak durumdadır ve hemen ardından doktor gediğinde bu kişiler hemen dağılmışlardır. Doktor yazarı teselli etmeye çalışıyordur; ama yazar sadece “Nüzhet” diyordur.

Artık ameliyat günü gelmiştir. Yazar odasında yatarken dışarıdan bağrışmalar gelmiştir ve bu bağrışmaların hemen ardından odaya bir hasta bakıcı kadın girmiştir. Hasta bakıcı kadın hemen yazarı alıp pansuman odasına götürmüştür ve burada bağırmadan hiçbir şey yapamayacaklarını söylemiştir.

Pansuman sonrasında yazarı bir odaya sokmuşlardır ve bir sedyenin üzerine yatırmışlardır. Yazar etrafına baktığında beyaz önlüklü doktorları görüyordur; fakat onların konuştuklarını anlayamıyordur. Hemen ardından gözüne bir pamuk koymuşlardır ve yazarı bayıltmışlardır.

Yazar uyandığında ameliyatı başarı ile atlatmıştır ve pansumana gitmektedir. Artık ayağı iyileşmiştir fakat bir süre ayağının üzerine basmaması gerekmektedir. Pansumanın hemen ardından annesi, Mithat Bey ve arkadaşı gelerek yazarı hastaneden çıkarmışlardır.



2. Kişiler:

Çocuk(Yazar): Ayağı sakat bir çocuk (Syf:, Prg: ). 15 yaşında bir çocuktur(Syf: 28, Prg: 3)

Annesi: Çocuğunun durumuna çok üzülmektedir(Syf: 17, Prg: 2)

Nüzhet: 19 yaşında bir genç kız (Syf: 28, Prg: 3). Piyano çalıyor (Syf: 77, Prg: 5).

Paşa: Yazarın uzaktan akrabasıdır (Syf: 21, Prg: 3). Yazarın kendisine kitap okumasını seven birisidir(Syf: 21, Prg: 3). Fransızca’ yı Türkçe’ ye tercih eden biridir (Syf: 79, Prg: 5).

Doktor Ragıp: Nüzhet ile evlenmek istemektedir(Syf 24:, Prg: 2). Uzun boylu, ince ve sarı saçlı, mavi gözlü, baş daima gülmeye alışmış ve ciddi halinde bile gülümseyen bir fiziksel yapıdadır (Syf: 67, Prg: 3). Paşa gibi Fransızca’ yı Türkçe’ ye tercih eden biridir (Syf: 79, Prg: 5).

Nurefşan: Paşa’ nın evindeki hizmetli kadın



3. Mekân:

Muayene Odası: “Öğleye doğru muayene odasının önü doluydu.” (Syf:6, Prg: 2)

“Bende o muayene odasının ve nice muayene odalarının önünde senelerce bekledim.” (Syf: 7, Prg: 3)

Paşa’ nın evi: “Paşa, kanepede, kendisini tanıdığım ve hatırladığım günden beri oturduğu tarafta oturuyordu.” (Syf: 19, Prg: 1).

Erenköy: “Bu akşam Erenköyü’ ne gideceğim…” (Syf: 18, Prg: 3).

Köy Lokantası: “Bir köy lokantasına giriyoruz.” (Syf: 43, Prg: 3).

II. Hariciye Polikliniği: “Hastayı 2. hariciye polikliniğine götürelim.” (Syf: 87, Prg: 1).



4.Zaman:

Haziran Ayı: “Bir gün yukarı sofa balkonunda oturuyor, bağlara bakıyordum. Haziran. Öğle vakti.” (Syf: 82, Prg: 3).



5.Ana düşünce:

Bu kitapta insanların başına gelebilecek her türlü kötü olay karşısında kendilerini bırakmamaları ve bir ders çıkartmaları gerektiğini anladım.

---------------------------------

Kitabın Adı : İntibah

Kitabın Yazarı : Namık Kemal

Basım Tarihi : 1973



KİTABIN ÖZETİ:

Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ali Bey, yirmi iki yaşlarında iyi bir eğitim ve öğrenim görmüş bir gençtir. Fakat hayat tecrübesinden yoksundur.

19. yüzyılın seçkin gezinti yerlerinden biri olan Çamlıca’ da dolaşırken çok güzel bir kadınla

tanışır. Kadının adı Mahpeyker’ dir. Genç adam, ilk karşılaşmada ilgi duyduğu bu kadını derin bir aşkla sevmeğe başlar. Bu ilk tanışmadan sonra hemen her hafta Mahpeyker ile buluşmak üzere Çamlıca’ ya gider. Mahpeyker ile her buluştuğunda yaşadığı duyguları en yakın arkadaşı Atıf Bey’ e anlatır. Oysa kadının kirli bir geçmişi vardır ve Ali Bey’in sevgisine layık değildir. Bu tartışma sonunda Bu durumun farkında olmayan ve onu da kendisi gibi temiz bir sevda içinde hayal kuran genç adam, kısa zamanda eşini ve işini ihmal etmeye başlar. Zamanla geceleri bile evine uğramadığı olur.

Bir süre sonra annesi Ali Bey’ in en iyi arkadaşı olan Atıf Bey’ den Ali Bey’in durumunu öğrenirler. Onu, zor kullanarak, bu durumdan kurtarmaktan çek, başka çarelere başvururlar. Delikanlının annesi oğlunu dış etki ve bağlardan kurtarmak için eve genç ve çok güzel bir cariye alır. Cariyenin adı Dilaşub’ dur. Bu cariye temiz, saf, iyi ahlaklı bir gencecik kızdır. Annenin amacı, Ali Bey’ in Dilaşub’ u sevmesi, böylelikle yakasını sokak kadını Mahpeyker’ den kurtarmaktır. Ne var ki, iyi düşünülmüş bu çare umulanı vermez; Ali Bey, Dilaşub’ un farkında bile değildir. Her geçen gün çoğalan bir sevdayı Çamlıca’ ya, Mahpeyker’ e taşımaya devam eder.

Aradan bir süre geçmiştir. Bir seferinde yine sevgilisine gidip onu evinde bulamayan Ali Bey, bir tesadüf ve küçücük bir inceleme sonucu, onun nasıl bir kadın olduğunu öğrenir. Büyük bir sarsıntı geçirir. O, bu sarsıntılarla bocalarken, annesi ustalıkla Dilaşub’ u yeniden karşısına çıkarır. Avunmak ihtiyacı ile yanan genç adam bu sefer genç, güzel cariye ile ilgilenir. Dilaşub da zaten çoktan beri Ali Bey’i sevmektedir. Evlenmeleri kararlaştırılır.

Öte yandan Ali Bey’ in kendisine uğramadığını gören ve sebebini araştıran Mahpeyker, durumu öğrenince büyük bir öfkeye kapılır; iki gençten intikam almaya karar verir. Birçok tanıdıkları aracılığı ile hazırladıkları iftiraları yağdırmaya başlar. Bu iftiraların ağırlık noktası, Dilaşub’ un da, kendisi gibi, kötü bir kadın olduğu şeklindedir. Ali Bey, kısa zamanda bu iftiraların etkisinde kalır. Karısına olan sevgisi bir anda kine ve düşmanlığa döner. Hemen eve gider ve Dilaşub2 a nasıl bir ceza vereceğini düşünür. Nihayet bir gün karısını adam akıllı azarlar, döver ve bununla da yetinmez, kötü amaçlı satılmak birine kapatılmak üzere zavallıyı bir esirci tellalına satar. Esirci tellalı aslında Mahpeyker’ in adamlarındandır. Dilaşub’ u alıp doğru Mahpeyker’ e götürür. Mahpeyker, paralı ve genç sevgilisini elinden almış olan mazlum kadını, kendisine bağlı evlerden birinde sermaye olarak

kullanmaya başlar.

Üst üste uğradığı gönül kırıklıkları ve yaşadığı düzensiz hayat Ali Bey’in sağlığını sarsmıştır. Bunun sonucu olarak hastalanır. Oğlunun kötü bir sona gittiğini sezinleyen annenin de hastalığı artar; sonunda bu kahırlara dayanamayarak ölür. Ali Bey’e karşı olan kini bir türlü sönmeyen Mahpeyker, Dilaşub gibi onu da büsbütün mahvetmek kararındadır. Bu kararını gerçekleştirmek üzere bir plan düzenler. Ali Bey’i bir eğlenti evine çağıracak ve orada bir yolunu bulup öldürecektir. Dilaşub, bu planı öğrenir. Büyük zorluklarla, gizli yollardan ona haber salar, hakkındaki kötü hazırlığı kendisine bildirir. Bu habere önce inanmayan Ali Bey, gittiği evde durumun gerçekten de böyle olduğunu öğrenince bir yolunu bulup kaçar ve kurtulur. Eşinin kurtuluşundan dolayı büyük bir mutluluk içine düşen Dilaşub, onun kaçarken bıraktığı paltosuna sarılır ve yatağına girer. Biraz sonra genç adamı öldürmekle görevli kiralık katil odaya girer. Karanlık odada göz yordamı ile aranırken, köşede paltolu birinin uyuduğunu görür; usulca yanına sokulup elindeki bıçağı kalbine saplar, kadıncağızı öldürür.

Bu arada Ali Bey, karakola gitmiş birkaç emniyet görevlisi alarak yeniden eve dönmüştür. İçeri girip de Dilaşub’ un kanlar içinde yüzen cesedini görünce çılgına döner. Tam o sırada içeriye Mahpeyker girer. Mahpeyker Ali Bey’ e karşı olan intikamını derinleştirmek amacıyla laf söylemeye başlar. Bunun üzerine kendini kaybeden Ali Bey, Dilaşub’ u öldüren bıçağı kapıp Mahpeyker’ i öldürür ve yanındaki emniyet görevlilerine olayı anlattıktan sonra teslim olur.

Ali Bey; artık her şeyi, sağlığını, sevdiği kadını, şeref ve onurunu, servetini yitirmiş bir zavallı bir insandır. Bu büyük elemlerim havası içinde bir süre hapishane köşelerinde sürünür ve bir gün tam bir hüsran içinde son nefesini verir.



KİŞİLER:

Ali Bey: Zengin bir ailenin tek çocuğu olup, yirmi bir yirmi iki yaşlarındadır (Syf: 21, Prgf: 2). İyi bir eğitim görmüştür (Syf 21, Prgf: 2). Sarı benizli biridir ve çok sinirlidir(Syf: 22, Prgf: 1). Yaratıcı biridir (Syf: 23, Prgf: 1). Eğlenmeyi ve para harcamayı sevmektedir (Syf: 24, Prgf: 4). Mahpeyker adlı kötü bir kadına aşık olur (Syf: 40,Prgf: 5). Bu kadın Ali Bey’ i sürekli olarak sömürmeye başlar ve onu elinde oynatır. Artık Mahpeyker’ in yalanlarından bıkan kadın annesinin önerisi üzerine evlerine yeni alınan cariye ile evlenmeyi üstü kapalı olarak kabul etmiştir (Syf: 113,Prgf: 3). Annesinin de ricası ile Dilaşub ile evlenir (Syf: 112,Prgf: 1). Uğradığı acı olaylar sonucunda hastalanır; fakat bir süre sonra toparlanır (Syf: 136,Prgf: 9). Dilaşub’ un kollarında ölmesi üzerine Mahpeyker’ i öldürür ve emniyet memurlarına teslim olur (Syf: 172,Prgf: 2).

Fatma Hanım(Ali Beyi’ in Annesi): Kocası öldükten sonra Ali Bey’ e düşkünlüğü artmıştır (Syf: 24, Prgf:2). Fazla kültürlü olmasa da zeki bir bayandır (Syf: 24, Prgf: 3). Oğlunun o kötü kadından ayrılmasına çok sevinmiştir ve oğluna Dilaşub ile evlenmesini söylemiştir (Syf: 112,Prgf: 5). Oğlunun başına gelen kötü olaylara dayanamaz ve hasta olur. Bir süre bu hastalığı devam eder ve en sonunda vefat eder (Syf: 146,Prgf: 1).

Mahpeyker: Ali Beyi’ in âşık olduğu kadındır(Syf: 40, Prgf: 5). Boylu poslu, samur saçlı, düz kaşlı, küçük ağızlı, yeşil gözlü, al yanaklı, kara uzun kirpikli, çekme burunlu, şehvet dolu dudaklı bir kadındır (Syf: 40, Prgf: 7). Kötü bir kadındır (Syf: 43, Prgf: 3). Para kaynağı Mahpeyker’ e âşık olan Suriye’ nin en ahlaksız ve aşağılık adamı Abdullah Efendi’ dir (Syf: 99,Prgf:5). Ali bey tarafından Dilaşub’ un öldürüldüğü bıçak ile öldürülür (Syf: 171,Prgf: 7).

Atıf Bey: Ali’ Bey’ in arkadaşı olup Ali Bey ona her sırrını açıklamaktadır (Syf: 61,Prgf: 1).

Dilaşub: Ali Bey’ in annesi tarafından satın alınan güzel ve Ali Bey’ in annesinin düşüncelerine uygun bir cariyedir (Syf: 93,Prgf: 2). Sırma ve parlak saçlı, alnı duru beyaz, kaşları kavisli ve kalınca, tatlı mavi gözlü bir kadındır (Syf: 93,Prgf: 3). Ali Bey’ e âşık olmuştur. Fatma Hanım aracılığıyla Ali Bey ile evlenir (Syf: 112,Prgf: 1). Ali Bey’ i öldürmek için gelen adam orada Dilaşub ile karşılaşır ve onu öldürür (Syf: 169,Prgf: 4).



ZAMAN:





MEKÂN:

Olay İstanbul’ da ve genellikle Çalıca’ da geçmektedir.



ANA FİKİR:

Karşılaştıkları olaylar hakkında derinlemesine değerlendirme yapmadan karar veren insanlar çoğu zaman yanlış yaparlar. Ve ne yazık ki bu karardan dönmeleri de çok zor olur. Genellikle son pişmanlık fayda etmez.

-----------------------------------------

Kitabın Adı : Sergüzeşt

Kitabın Yazarı : Samipaşazade Sezai

Basım Yeri ve Tarihi : İstanbul / Kasım 2004



KİTABIN ÖZETİ:

Evinden ayrılıp bir gemi ile yurdundan uzaklaşan küçük kız, onun gibi başka bir esir kız ile birlikte neresi olduğunu bilmediği bir yere getirilmiştir. Burada küçük kız esir olarak satılacaktır.

İlk olarak kız, yaşlı fakat zengin bir kadını yanına ona hizmet etmesi amacıyla Hacı Ömer adında bir esirci tarafından satılmıştır. Bu kadın küçük kız güzel olduğu için ona “Dilber” ismini vermiştir. Dilber burada sürekli olarak aşağılanmakta ve dayak yemektedir. Bu evin hanımının yanı sıra hanıma hizmet etmekte olan Taravet adında hizmetçi kadın da Dilber’ e dayak atmakta ve hakaret etmektedir. Bu durum Dilber’ i yıpratmakta, yaşamdan onu iyice soğutmaktadır.

Bir gün okulda Lütfiye adında bir kızla tanışmıştır. Lütfiye’ ye kendisinin Atiye’ nin annesinin evinde hizmetçi olarak çalıştırıldığını söyler. Lütfiye de Dilber’ e küçük bir bebek hediye eder.

Dilber bir süre sonra artık dayak ve hakarete dayanamayarak kaçmaya karar verir. Gece olduğunda dolabındaki bütün eşyalarını toplarlar ve evden uzaklaşır. Dilber sokağa çıktığı andan itibaren çok korkmaktadır. Bir süre sonra yıkıntılar arasından annesini görür ve ona doğru koşmaya başlar. Fakat Dilber’ in küçük vücudu bir evin bahçesinin evinin önünde yere yığılıverir.

Sabah kalktığında başında nur yüzlü yaşlı biri oturmaktadır. Bu yaşlı kadın ne olduğunu sorar; ama Dilber’ den bir cevap alamaz. Bunun üzerine torununu Dilber’ e bakması için çağırır. Ninenin torunu içeri girdiğinde Dilber ona bakar ve bu kızın arkadaşı Lütfiye olduğunu görür. Lütfiye ile hasret giderdikten sonra Lütfiye ninesine her şeyi anlatır.

Bütün her şeyi öğrenen yaşlı kadın Mustafa Efendi’ nin evine gider ve esirlerinin kendilerinde olduğunu söyler ve bu kızı satın almak istediğini söyler. Bunun üzerine Mustafa Efendi ve hanımı yaşlı kadına kızı satmayacaklarını söyler.

Yaşlı kadın olumsuz cevap aldıktan sonra evine döner. Yaşlı kadının evine imam gelerek Dilber’ i alır. Dilber, Mustafa Efendi’ nin evine götürülünce tekrar dayak yemeye başlar.

Bir süre sonra devlet memurluğundan bir süreliğine uzaklaştırılan Mustafa Efendi’ nin tekrar tayini çıkar ve Dilber’ i bir esirciye satarlar.

Dilber artık başka bir sahip beklemektedir. Esirci Dilber’ e diğer esirlerden daha iyi bakmaktadır. Bir gün bir bayan gelir ve Dilber’ i satın alır.

Dilber bu bayanın esiri olarak çalışırken geçmişte yaşadıkları aklına gelir ve sürekli olarak korkmaktadır. Fakat yeni sahipleri soylu bir ailedir ve Dilber’ e hiç kötü davranmazlar.

Ailenin oğlu Celal Bey bir ressamdır ve sürekli olarak resim çizmektedir. Bir süre sonra resimlerinde Dilber’ i çizmeye başlar. Bir gün Celal Bey, Dilber2 e dilenci kıyafeti giydirmek isteyince Dilber ağlar ve oradan uzaklaşır. Celal Bey, Dilber’ in bu durumunda etkilenir ve ona âşık olur.

Celal Bey’ in gözüne artık uyku girmez olmuştur. Yine uykusuz geçirdiği bir gecede dışarı çıkarken kendisi gibi uykusu kaçmış olan Dilber’ i görür ve birlikte dışarı çıkarlar. Bahçede dolaşmaya başlarlar. Artık aşkları daha da ilerlemeye başlamıştır.

Sabahın erken saatlerinde annesi Celal Bey’ i odasında göremeyince telaşlanır ve hemen dilber’ in odasına bakar. Dilber’ in de odasında olmadığını görünce her şeyi anlamaya başlar, sinirlenir ve odasına kapanır. Zehra Hanım’ ın rahatsızlandığını duyan Asaf Paşa’ da hemen odasına gider ve olan biteni eşinden duyar. Bunun üzerine Zehra Hanım ile Asaf Paşa bir çözüm yolu aramaya başlarlar.

Celal Bey ile Dilber eve döndükten sonra Celal Bey amcasının evine gider.

Celal Bey’ in evde olmamasından faydalanmak isteyen Zehra Hanım, Dilberi aldıkları esirciyi çağırır ve ertesi gün dilberi alıp götürmesini emreder.

Celal Bey, amcasına Dilber’ i sevdiğini ve babasını da bu aşka karşı çıkmaması için ikna etmesini istediğini zorlada olsa amcasına kabul ettirir.

Dilber ise sabahın ilk saatlerinde köşkten esirci tarafından götürülür.

Amcasının evinden dönen Celal Bey ilk olarak Dilber’ in yokluğunu fark etmez ve resim yapmak için odasına çıkar. Daha sonra odaya Çaresaz adındaki diğer hizmetçi gelince Celal Bey her şeyi öğrenir ve Celal Bey olduğu yere yığılır. Celal Bey’ in rahatsızlanması üzerine annesi hatasını anlar ve Asaf Paşa’ ya Dilber’ i tekrar çağırmaları gerektiğini söyler. Paşa ise bunu kabul etmez.

Celal Bey gücünü azda olsa toplamaya başlayınca Dilber’ i aramaya başlar fakat bulamaz. Bunun üzerine Celal Bey’ in durumu daha da kötüye gider.

Dilber ise artık Mısır’ daydı. Zengin bir tüccarın konağındaydı. Bu konağın içindeyse bir alay kız vardı ve hepside bu tüccara hizmet ediyordu. Kimisi ud çalıyor, kimisi keman çalıyor, kimisi de kanun. Dilber ise bir kenarda oturmuş başını öne eğmiş bir şekilde yalnız başına oturuyordu. Bir gün kızların hepsi kayıklarla göl sefasına çıktıklarında Dilber ile aynı kayıkta bulunan Cevher neden bu kadar mutsuz durduğunu Dilber’ e sorar. Dilber, ilk başlarda bunun nedenini anlatmak istemese de birkaç şey söyledikten sonra birden ağlamaya başlar. Geri döndüklerinde Dilber odasında yatarken Cevherde Dilber’ in odasının kapısının önünde bekçilik yaparmış gibi durmaktadır.

Saraydaki kadınların birisi ise sürekli olarak efendilerinin kendisinden çok hoşlandığını söylemektedir. Dilber ise bu teklifi her seferinde reddetmektedir. Kadın ise bunu güzellikle anlatamayacağını anlayınca Dilber’ i tehdit etmeye başlar. Dilber ise bir süre sonra sinirlenir ve sert bir şekilde tepki gösterir. Bunun kadın Dilber’ i cezalandırmak ister. Bu olaya bir tek Cevher karşı çıkar.

Bu sert çıkışın ardından Dilber konağın ikinci katında bir odaya hapsedilmişti. Bu odada Celal’ i düşünürken dışarıdan tıkırtılar geldiğini duyar. Korku ile dışarıya baktığında pencereye tırmanmış olan Cevher’ i görür ve rahatlar. Cevher, Dilber’ e hemen pencereye dayadığı merdivenden inmesini söyler. Dilber merdivenden indikten sonra aşağıda Cevher’ inde inmesini bekler. Cevher tam inecekken biraz sarsılır ve tekrar geri çıkar. Pencerede biraz dinlendikten sonra tekrar inmeye çalışınca Cevher dengesi kaybeder ve düşer. Cevher’ in düşmesi üzerine Dilber de telaşlanır ve onun yanına gider. Neden kendisini kurtarmaya çalıştığını sorduğundaysa Cevher kendisini sevdiğini söyler ve ertesi gün İstanbul’ a gidecek bir vapurun olduğunu, cebinde de bilet olduğunu söyledikten sonra Cevher ölür.

Cevher’ inde ölmesi üzerine Dilber’ in tanıdığı kimse kalmamıştı. Bunun üzerine Dilber yola çıktı ve Nil’ in kenarına ulaştı. 1 yıl önce Celal Bey ile aralarında geçenleri hatırladıktan sonra kendisini Nil’ in sularına bıraktı. Artık o esir kızın bedeni Nil’ in sularında ay ışığı altında yüzüyordu.



KİTABIN KAHRAMANLARI:

Dilber: Siyah gözlü, yuvarlak omuzlu güzel bir kızdır. Sekiz dokuz yaşlarında kaçırılarak esir olarak satılmaya başlanmıştır (Syf: 10, Prgf:3)

Mustafa Efendi: Dilber, Hacı Ömer tarafından İstanbul’ a getirildiğinde onu satın alan köt kalpli merhametsiz bir insandır. Devlet memurudur; fakat bir süreliğine görevden alınmış daha sonra tekrar kaymakam olarak atanmıştır(Syf: 33, Prgf: 4).

Mustafa Efendi’ nin Eşi (Hanım): İri vücutlu, insansı duygulardan yoksun ve insanlardan nefret eden; fakat kızı Atiye’ ye karşı böyle davranmayan merhametsiz bir kadındır (Syf: 14, Prgf: 4)

Celal Bey: Ela gözlü, biraz şişman, geniş kırmızı yüzlü azimli bir kişidir (Syf: 47, Prgf: 3). Resme karşı yeteneği olduğu için Paris’ e gitmiştir ve orada eğitim almıştır. Dilber’ i evlerine hizmetçi olarak aldıklarında resimlerinde onu çizmeye başlamıştır (Syf: 52, Prgf: 3). Daha sonra Dilber’ e âşık olmuştur (Syf: 57, Prgf: 2). Ailesinin bunu öğrenmesi ve Dilber’ i tekrar esirciye satmaları üzerine Celal Bey hastalanarak yatağa düşmüştür ve yavaş yavaş akli dengesini kaçırmaktadır. (Syf: 110, Prgf: 3).



ZAMAN:

Osmanlı’ nın son zamanlarını anlatan bir romandır.



MEKÂN:

İstanbul: Olaylar genel olarak İstanbul’ da gerçekleşiyor.

Mustafa Efendi’ nin Evi: Dilber yurdundan ayrıldıktan sonra ilk olarak bu evde hizmetçilik yapmaya başlıyor (Syf: 15, Prgf: 2).

Asaf Paşa’ nın Evi: Marmara Denizi’ nin Moda Burnu tarafında Sahil tarafı güzel manzaralı; bahçe tarafıysa, çınar, kestane, zeytin gibi ağaçlarla dolu olan bir yalıdır (Syf: 48, Prgf: 2).



KİTABIN ANADÜŞÜNCESİ:

Evinden ayrılan bir insanın başına her zaman her türlü kötülüğün gelebileceği bunlardan kurtulma yolunun da sadece kendi elinde olduğu kimseden yardım alamayacağı tek başına kalacağı ana düşüncesiyle yazılmış bir kitaptır.

----------------------------------------------------

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ KİTAP ÖZETİ

Kitabın Adı : Selma ve Gölgesi

Kitabın Yazarı : Peyami Safa (Server Bedi)

Basım Tarihi : 2006



KİTABIN ÖZETİ:

Vapura bindiklerinde Nevzat, Ankara’ dan gelen arkadaşı Halim’ i sevgilisiyle - Selma - tanıştırmak için onun yalısına götürüyordu. Vapurda kadını çok sevdiğini fakat kadının başından geçen olayların, yani babasının, iki kocasının ve beslemesi olan küçük kızın intiharının onu çok korkuttuğunu anlatıyor. Bu konuşmanın ardından Selma’ nın adını nasıl duyduğunu ve nasıl tanıştığını ona anlatıyor.

Vapurdan inip Selma’ nın evine gittiklerinde Halim yalı ile Selma arasında kısa bir bağlantı kurar. Halim, Selma ile karşılaşınca biraz şaşkınlık ile Selma ile tanışır. Selma ile Halim arasında şiirden konu açıldı ve konuşmaya başlarlar. Bir süre sonra Selma’ nın evine Salim Bey ve eşi gelir. Salim bey evin kapısının önünde yaralı bir köpek olduğunu söylediğinde Selma heyecanlı bir şeklide dışarı çıkar. Bir süre sonra Selma neşeli bir biçimde içeriye girerek köpeğin öldüğünü söyler. Selma ile Halim arasında köpek hakkında bir konuşma geçmesi üzerine Selma Halim’ e köpeği göstermek bahanesiyle evinin yanındaki harabe bir köşke götürür. Burada bir süre durduktan sonra Halim’ e birkaç şiir okuttuktan sonra iki gün sonra gelmesini ve bunu kimseye söylememesini söyler. Daha sonra bu yerden ayrılırlar ve tekrar eve dönerler ve köpeği bulamadıklarını söyler.

Eve geldiklerinde Nevzat ile Salim Bey münakaşa ediyorlardı. Bir süre sonra Nevzat saatine baktıktan sonra son vapura yetişmek için evden ayrıldı. Nevzat ile birlikte Salim Bey’ de ayrıldı. Bahçeye çıktıklarında Salim Bey etrafına bakındı ve köpeğin cansız yattığını gördü. Yanına gittiğinde köpeğin başı taşla ezilmişti ve bu olay üzerine bir süre kendi aralarında tartıştılar.

Nevzat ile Halim vapura yetişmek için yola çıktıklarında vapura gelesiye kadar hiçbir şey konuşmadılar; fakat Halim’ in içinde Selma’ nın onu evine çağırmasıyla ilgili bir huzursuzluk vardı. Vapura bindiklerinde Nevzat ilk önce Salim Bey hakkında biraz düşüncelerini söyledi ve daha sonra Halim’ den Selma hakkındaki düşüncelerini söylemesini istedi. Halim ilk öncelerde Nevzat’ ın duymak istediği şeyleri söyledi; fakat bir süre sonra Selma’ nın kendisini gizlice yalıya davet ettiğini söyledi. Buna karşılık Nevzat hiçbir tepki vermeyerek bunu normal karşıladı ve bunun nedenini kendisini daha iyi tanımak için Halim’ e birkaç soru soracağını söyledi. Halim ise çağırma nedenin bu olduğuna inanmıyordu ve karışık duygular içine girmişti. Fakat Nevzat ısrarla Selma’ nın ona söylediği günde oraya gitmesini söyler.

Halim iki gün sonra yalıya gider. Kapıdan içeriye girdiğinde üzerinde korku duygusu hâkimdir. Daha sonra Selma geldiğinde salona geçtiler ve bir süre sessiz kaldıktan sonra Halim, Selma’ ya şiir okumaya başlar. Bir süre sonra Selma aniden Halim’ den gitmesini ve bir hafta sonra tekrar aynı gün gelmesini istedi. Selma’ nın hareketlerine bir anlam veremeyen Halim onun hakkında bilgi toparlamak için o gece arkadaşı Şerif’ te kalmaya karar verdi. O gece Şerif’ in evine gitti ve onunla hem Selma hem de Nevzat hakkında konuştular.

Ertesi gün Halim, Nevzat ile buluştuğunda bir önceki gün Selma’ nın evinde yaşananları anlattığında Nevzat’ ta yine hiçbir tepki vermez ve Selma’ nın bir kardeşe ihtiyacı olduğunu bununda Halim’ in kendisi olduğunu söyler.

Fakat aslında Nevzat Selma’ dan şüpheleniyordu. Çünkü tanıdığı herkes intihar etmişti. Amacı iki kocasını da intihar ettiren sebepti.

Nevzat, Selma’ nın evine gittiğinde ona bazı şeyleri sezdirmemeye çalışıyordu. Selma ise Nevzat’ ın bir sıkıntısının olup olmadığı sorar ve kendisi hakkında bir şey duyup duymadığını sorar ve olumsuz cevap alınca hiçbir şey söylemez. Nevzat, Selma’ nın Halim ile aralarında geçenleri kendisine anlatmamasına kızar ve son vapuru bahane ederek gider. Yalıdan çıktıktan sonra yalıya tekrar dönmek ister; fakat yapamaz.

İstanbul’ a geldiğinde Halim ile yemek yemeye giderler. Nevzat fark etmediği bir kıskançlık duygusuyla Halim ile tartışmaya girer. Fakat Halim, Nevzat’ ın durunu anladığı için susar. Halim sustukça Nevzat daha da üzerine gider. Buna dayanamayarak Halim oradan ayrılır ve başka bir dükkâna giderek tekrar içmeye başlar. Artık dostlukları da tehlikeye girdiği içi bunu çözümünü aramaya başlar. Sarhoş olduğu anda Şerif de o dükkâna gelir ve birlikte oturmaya başlarlar. Şerif o gün Selma ile karşılaştığını ve onunla konuştuğunu söyler. Halim, Şerif’ e biraz ayıplayıcı bir tavırla bakar ve bir an Selma’ yı Nevzat ve Şerif’ ten kıskandığını düşünür. Bu duygular içinde yalıya gitmek ister.

Halim yalıya gitmesine daha dört gün olmasına rağmen o gün gider ve içeriye girer. Hizmetli onu bu sefer salona değil de bir başka odaya götürür. Burası Selma’ nın odasıdır ve Selma’ da çıplak ve yorgana sarılmış bir biçimde yatağının içinde yarı oturur vaziyettedir. Selma, Halim’ e sigara ikram etmişti. Halim bu sigarayı içmeye başladığında bunun bir esrar sigarası olduğunu fark etti; fakat hale içmeye devam etti. Selma ile konuşmaya başladıktan sonra Halim, Selma’ ya olan zaafını söyledi ve Selma’ da buna karşılık verdi. Halim bir süre sonra kendini kötü hissetmesinden sonra Selma biraz içki içmesini söyler ve birkaç kadeh içinde Halim açılır. Artık Halim’ in göz Selma’ dan başka hiçbir şeyi görmüyordu ve onun için ailesine ve dostlarına sırtını dönüyordu. Daha sonra Selma’ nın yatağına girdi.

Bir süre sonra kalktığında Selma yanında yoktu. Selma odaya geldiğinde birlikte yemeğe indiler ve bir süre konuşmadılar. Aralarında geçen konuşmalardan sonra Halim, Selma’ ya onun için ölebileceğini belirten bir kâğıt verdi.

Nevzat, şirkette çalışırken Halim’ in annesi onun yanına gelerek oğlunun eve gelmediğini ve onu merak ettiğini söyler. Bunun üzerine Nevzat’ ın içinde korku ile beraber şüphe duygusu oluşur. Tam Selma’ nın yalısına gidecekken Halim’ i yolda görür ve durdur. Halim, canının sıkıldığını ve Polonez köyüne gittiğini söyler. Annesinin yanına gittiklerinde de yalanlarına devam eder.

Nevzat ile Halim her zamanki lokantaya giderler. Halim ve Nevzat içmeye başlarlar.bir süre sonra Nevzat, Halim’ e Selma’ dan önceki gün bir mektup aldığını ve bu mektubu başkasının kollarındayken yazdığını söyler. Halim bunun üzerine Nevzat’ ın budala olduğunu düşünmeye başlar ve sarhoşluğun etkisiyle bunu kendisine söyler. Etraftakilerin de bunu duyması ve gülmeleri üzerine Nevzat masayı terk eder ve dışarı çıkar. Halim dışarıda Nevzat’ ı yakalar ve aynı şeyleri tekrarlar. Bu durum üzerine Nevzat sinirlenir ve Halim’ i iterek oradan uzaklaşır.

Ertesi gün şirketin hizmetlisi Nevzat’ ı iki defa bir bayanın aradığını ve acil olarak buluşmaları gerektiğini söylediğini söyler. Nevzat bunun Selma olduğunu öğrenince buluşmaktan vazgeçer. Bir vakit sonra ofise Şerif gelir ve Halim’ in Selma’ nın evinde intihar ettiğin söyler. Bu haber üzerine altüst olan Nevzat ne yapacağını şaşırır ve Salim Bey’ i de alarak Şerif’ in evine giderler. Burada Salim Bey intikam alınması gerektiğini söyler. Nevzat ile Şerif, Salim Bey’ in dediklerine katılırlar ve bir plan yaparlar.

Plan gereği Nevzat, Selma’ nın evine gittiğinde onun Avrupa’ ya gittiğini öğrenir ve nereye gittiğini öğrenmek için bir araştırma yapar. Selma’ nın gittiği yerin Venedik olduğunu öğrenir ve oraya gitmeye karar verir. Şerif’ in tüm vazgeçirme çabalarına rağmen altı gün sonra vapurla yola çıkar.

Vapurda ilk günlerinde kitap okuyarak daha sonrada bir gruba katılarak geçirir. Bu grupta şirketten tanıdığı iki tane Yahudi tüccar ve bunların tanıştırdığı Madam Levisky vardır.

Venedik’ e geldiklerinde Nevzat gondolcu başına Selma’ yı tarif eder ve onu bulmaları halinde yüksek bir miktar para vereceğini söyler. Gondol ile Venezia Otel’ e gider. Otele geldiği zaman gondolcuya Selma’ yı tarif eder ve o gondolcu Selma’ yı buraya bıraktığını söyler. Bunun üzerine Nevzat gondolcuya yüksek miktarda bahşiş verir. Otelden de bu bilgiyi doğrulayınca çok sevinir ve eşyalarını bıraktıktan sonra gezinmek için dışarıya çıkar.

Gezinirken ilk olarak Madam Levisky’ e rastlar. Onunla gezinirken Selma’ ya rastlar ve Selma ile gondol ile gezinmeye çıkarlar. Grand Otel’ e girip içki içmeye ve yemek yemeye başlarlar. Selma Halim’ den istediği gibi Nevzat’ tanda “Senin için ölürüm.” yazılı bir kâğıt ister. İçki içtikten sonra Selma’ nın asıl amacını anlayan Nevzat, Selma’ ya bunu beli etmemeye çalışıyordu. Selma onu kendisinden geçirmek için esrarlı sigara ve içki içirtmeye çalışıyordu. Fakat Nevzat sigaraları içmiyor, dumanlarını ağzında tutup salıyordu. Selma’ nın inanması için rol yapıyordu.

Otele gittiklerinde Selma odasına gittikten sonra tekrar Nevzat’ ın odasına geri gelir. Birlikte yatakta yatmaya başlarlar. Nevzat burada da uyuyor taklidi yaparak Selma’ nın hareketlerini takip eder. Bir süre sonra Selma çıkardığı silah ile Nevzat’ ı öldürmeye çalışır. Nevzat bunu engeller. Bunu üzerine Selma kâğıda bir not bırakır ve Nevzat’ tan intihar etmek için silahını ister. Nevzat iki kocasını ve beslemesini nasıl ve niçin öldürmek istediğini öğrenmek ister. Selma bunları anlattıktan sonra silahı verir. Fakat Selma Nevzat’ ın yanında durmasını istediğini söyler ve Nevzat Selma’ nın yanına gider. Selma tetiği çeker; fakat vücudundan kan akan Selma değil, Nevzat’ tır. Selma Nevzat’ ı da diğerleri gibi öldürmüştür ve “Senin için ölürüm.” yazılı kağıdı masanın üzerine bırakarak odasına gider.



KİŞİLER:

Nevzat: Selma’ ya âşık olan kişi (Syf: 1, Prgf: 3). Sigara ve zaman zaman içki içiyor. Bir şirkette çalışıyor. Viyana’ da Selma tarafından vurularak öldürülüyor (Syf: 161, Prgf: 2).

Halim: Nevzat’ ın Ankara’ da oturan arkadaşı (Syf: 1, Prgf: 1). Şairdir (Syf: 12, Prgf: 2). Bir süre sonra Selma tarafından öldürülüyor ve intihar süsü veriliyor (Syf: 108, Prgf: 5).

Selma: Nevzat’ ın âşık olduğu kadın (Syf: 2, Prgf: 1). Uzunca buruna, kalın dudaklara, güzel bir yüze sahip (Syf: 48, Prgf: 3). Ailesindeki herkesi öldürüyor; fakat bunlara intihar süsü veriyor.

Şerif: Nevzat ile Halim’ in arkadaşı (Syf: 1, Prgf: 1).

Salim Bey: Nevzat’ a Selma’ dan bahseden kişi (Syf: 7, Prgf: 5). Selma’ nın bir katil olduğunu düşünüyor ve bu düşüncesinde haklı çıkıyor.



ZAMAN:

Kesin zaman belli olmamakla beraber, yakın zamanı anlatmaktadır.



MEKÂN:

Trabzon: Babasının intihar ettiği şehir (Syf: 2, Prgf: 1).

Viyana: Birinci kocasını öldürüp intihar süsü verdiği yer (Syf: 2, Prgf: 1).

İzmir: Beslemesini aşağıya atıp intihar süsü verdiği yer (Syf: 2, Prgf: 1).

Edirne: İkinci kocasını öldürüp intihar süsü verdiği yer (Syf: 2, Prgf: 1).

Şerif’ in Evi: Halim’ in Selma’ hakkında bilgi edinmek için gittiği ve Nevzat ile Selma’ yı Şerif ile beraber tartıştıkları yer (Syf: 44, Prgf: 5).

Selma’ nın Evi: İnsanın içini ürperten ve ölüm duygusunu akıllara getiren dekoruyla olayların belirli bir kısmının geçtiği yer. Halim’ in öldürüldüğü yer (Syf: 109, Prgf: 3).

Venedik: Selma’ nın Hali’ i öldürdükten sonra ve Nevzat’ ında Selma’ yı bulmak için gittiği şehir (Syf: 121, Prgf: 5). Sema bu şehirde Nevzat’ ı öldürüyor (Syf: 160, Prgf: 2).

Venezia Otel: Selma’ nın İstanbul’ dan Venedik’ e geldiğinde ve Nevzat’ ında şans eseri yerleştiği otel (Syf: 134, Prgf: 4). Selma’ nın Nevzat’ ı öldürdüğü otel (Syf: 160, Prgf: 2).



KONUSU:

Selma’ nın babasına fazla bağlılığı, babasının intihar etmesi ve bundan tüm insanları sorumlu tutması sonucunda işlediği akıl almaz cinayetler.

ANA FİKİR:

Fazla bağımlılığın ve suçlama duygusunun sebep olduğu olaylar.

------------------------------------



(+ REP Lütfen )

Yorum Gönder
     
   
 
   
     
Yazılan Yorumları Oku
ÇOK GÜZEL BİR KİTAP BEN ÇOK BEĞENDİM KADININ YAPTIKLARI AKILALMAZ BİRŞEY HİÇ KİMSE YAPAMAZ BEN KADININ YERİNDE OLMAK İSTEMEM
SELMA - 2008-04-14 15:31:31
Arkadaşına Gönder
Arkadaşına Gönder
Kavak Yelleri 63...
Binbir Gece 72. B..
Binbir Gece 71. B..
Avrupa Yakası 168..
Arka Sokaklar 94...
Arka Sokaklar 93...
Kurtlar Vadisi Pu..
Kurtlar Vadisi Pu..
Kavak Yelleri 62...
Kavak Yelleri 61...
Çok Güzel Hareket..
Çok Güzel Hareket..
Binbir Gece 70.Bö..
Binbir Gece 69.Bö..
Binbir Gece 68.Bö..
Binbir Gece 67.Bö..
Avrupa Yakası 167..
Avrupa Yakası 166..
Arka Sokaklar 92...
Arka Sokaklar 91...
Fiat’tan Sp..
2009 Ford Fiesta ..
Suziki SX-4 Otoma..
SLR McLaren Roads..
Mercedes Benz ve ..
2009 Seat UK Exeo
Modifiyeli Murat ..
2009 Volkswagen S..
Yeni Ford Fiesta ..
Mazda'dan Kazamai..
Modifiye edilmiş ..
Bugatti Veyron!
Alpina BMW D3 Tur..
Fiat'dan Ağustos ..
Toyota işçi çıkar..
Yeni Renault Gran..
Volkswagen Passat..
Fiat Bravo al kas..
Wiewsmann GT MF5
Land Rover Defend..
Lyrics - Şarkı Sö..
Twhirl
Free Internet TV
Quick Heal AntiVi..
aMSN Messenger (M..
HBC - Hız Birimle..
BBC - Basınç Biri..
KBC - Kütle Birim..
EBC - Enerji Biri..
TNO - Top Nerede ..
ODC - Online Dövi..
GDK - Güncel Dövi..
THD - Türkiye Hav..
TTR - Türk Teleko..
Market Satış Prog..
MPCSTAR
Sendika Kayıt Pro..
STH - Şans Topu H..
ONH - On Numara H..
SLH - Sayısal Lot..
komik korkunç şak..
Bkm Mutfak - Boks..
Şener Şen Kiremit..
cadde üstü şakala..
Yeşilçam'n güldür..
Ünlü Simaların An..
Komik Hamster
Photoshoplanmış K..
Marka Logoları ve..
Karikatür Dergisi..
Beygirlik araba
Fatih Terim
Akıllı Japon Balı..
Muzlarla Yapılan ..
Komik GazeTe Habe..
Sivri burunda son..
Hayvanlar Arası G..
Uyuma Pozisyonlar..
Yanlızım Doktor ?
Delikanlılığın Ku..
   

Sitemizde 33 Kişi Online

Türkçe Blog
WordPress tabanlı ücretsiz, kaliteli blog oluşturma servisi.

Program indir
Kategoriler halinde düzenlenmiş sık kullanılan programlar arşivi.

Bi Cümle
Öyle bi cümle yazın ki....