Tarİhİ Roman Ve Ahmet Altan
Tarİhİ Roman Ve Ahmet Altan
TARİHİ ROMAN
BİRİNCİ BÖLÜM
A. TARİHİ ROMAN
Tarihi roman, başlangıç ve sonucu geçmiş zaman içerisinde gerçekleşmiş olan hadiselerin, devirlerin ve bu devirlerde yaşanmış olan insanların hikayelerinin edebi ölçüler içerisinde yeniden inşa edilmesidir.
Tarihi roman sırtını tarih malzemesine dayamıştır. Şiir, roman, hikaye, tiyatro gibi bütün türlerde yazarlar önlerinde duran geniş malzemeyi edebiyatın kendine ait değerler dünyası içerisinde “yeniden kurmak” için kullanırlar. Böylece tarih bir anlatı dünyasına malzeme olurken anlaşılırlık da kazanır. Alev Alatlı bu konuda şöyle der:
“...tarihin de romansız anlaşılamayacağını düşünüyorum.”
Yani tarihi roman yazarının işi tarihi yorumlamak, canlandırmak, hatta tarihçinin sorumluluk alanı içerisinde görülmeyen birtakım boşlukları da hayal dünyasının yardımıyla doldurarak tamamlamaktır.
B. 1990 SONRASI TARİHİ ROMAN ANLAYIŞI:
Bu dönem romanlarının genel özellikleri şunlardır:
1. Tarihi malzemeli, ama fantastik boyutu gelişmiş romanlardır.
2. Popüler anlayışla yazıldıklarından geniş kitlelere hitap eder ve çok okunur.
3. Tarihi vak’adan çok tarihi vak’anın içerisindeki insan psikolojisinin değişimi önemlidir.
4. Hitap ettikleri yaş grubunun istediklerine göre bazı özellikler taşırlar. Örneğin çocuklar için yazılanlar ile büyükler için yazılanlar birbirinden farklıdır. Çocuklar için olanlar daha ziyade basit bir kompozisyonla, sade bir dille ve idealize edilmiş bir kahraman tipi etrafında kurulmuş küçük hacimli tarihi romanlardır. Büyükler için yazılanlar ise daha hacimli, macera bakımından daha yoğun, zaman zaman erotizmin de göründüğü eserlerdir. (Kılıç Yarası Gibi ve İsyan Günlerinde Aşk romanları gibi)
İKİNCİ BÖLÜM
A) AHMET ALTAN’IN HAYATI, EDEBİ ŞAHSİYETİ VE ESERLERİ
A.1 Hayatı:
Yazar Çetin Altan’ın oğludur.
2 Mayıs 1950’de Ankara’da doğdu. Orta ve lise öğrenimini çeşitli okullarda dolaşarak tamamladıktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne devam etti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdi. 1974 yılında Associated Press Ajansı’nda gazeteciliğe başladı. Gece muhabirliğinden genel yayın müdürlüğüne kadar gazeteciliğin bütün aşamalarından geçti. 1987 yılında köşe yazarlığına başladı. Hürriyet ve Güneş gazetelerinde günlük yazılar yazdı. Afrika’yı ve Amerika’yı dolaşarak röportajlar hazırladı. 1990 yılında genel yayın müdürüyken gazeteciliğe ara verdi. Çeşitli televizyon programları hazırladı. Birçok yazısından dolayı yargılandı ve 1995 yılında 1,5 yıl hapse mahkum edildi. Milliyet gazetesinde yeniden başladığı köşe yazarlığını Yeni Yüzyıl gazetesinde sürdürdü. (1995 - 1998)
A.2 Edebi Şahsiyeti:
Ahmet Altan gazetecilikteki başarısını yazarlıkta da göstermiştir. Yazdıkları her dönem büyük yankı uyandırmış ve en çok okunanlar listesinin başında uzun süreler kalmıştır. Yer yer ciddi eleştirilere maruz kalmış ve hatta eserleri toplatılıp mahkeme kararıyla yakılmış olsa da (Sudaki İz) bu durum onun geniş kitlelerce kabul görmesini engelleyememiştir. Bunun altında yatan temel sebep toplumun nabzını iyi tutabilmesi ve özellikle kadın psikolojisindeki başarılı yaklaşımıdır. O, kadın ruhunun derinliklerine iner, davranışlarının altında yatan sebepleri özenle dışa vurur ve kadının sadece cinsel bir obje olmadığını vurgular. Bunu yaparken de yer yer müstehcenliğe kayar. Onun en çok eleştirildiği nokta da budur. Bu konudaki eleştirilere şu yanıtı verir: “Aşk evcilleştirilebilir, ancak cinsellik asla. Çünkü cinsellik doğal bir dürtü, bir gerçekliktir. Cinselliği so-yut-la-ya-maz-sı-nız...”
Tüm eleştirilere rağmen Ahmet Altan için söylenen şu görüşler ilgi çekicidir:
“Kadınları anlamanın yolu Ahmet Altan’ı okumaktan geçer...”
“Toplumdaki acıları, hepimizin içindeki öfkeleri, tutkuları bizim adımıza sözcüklere döküyor, dile getiriyor. Karşıdan okunmuyor yazdıkları; tarafsız kalınamıyor yazdıklarına; satırlarının içinden okuyoruz ve paylaşıyoruz duygularını, düşüncelerini. Yazının amacı da bu değil mi zaten?”
“Aşkı ve insanı pek az yazar onun gibi anlatabildi...”
Yurt dışında yayınlanmış bazı röportajları ve yabancı dillere çevrilmiş eserleri de vardır.
A.3 Eserleri:
Dört Mevsim Sonbahar (1982): İlk romanıdır. 1983 “Akademi Kitabevi Roman Ödülü”nü almıştır.
Sudaki İz (1985): İkinci romanıdır. Müstehcenlikten yargılanarak toplatıldı ve mahkeme kararıyla yakıldı.
Yalnızlığın Özel tarihi (1991): Üçüncü romanıdır
Tehlikeli Masallar (1996): Büyük ilgi görüp dört yılda rekor sayılacak 55 baskıya ulaşmıştır.
Kılıç Yarası Gibi (1998): Tehlikeli Masallar gibi büyük ilgi görüp 49 baskısı yapılmıştır. Ayrıca 1999 “Yunus Nadi Roman Ödülü”nü kazanmıştır.
İsyan Günlerinde Aşk (2001): Kılıç Yarası Gibi romanının devamıdır.
Aldatmak (2002): Yazarın son romanıdır. Özellikle kadınlar arasında büyük yankı uyandırmıştır.
Gece Yarısı Şarkıları (1995): Yazarın ilk deneme kitabıdır.
Karanlıkta Sabah Kuşları (1997): Yazarın ikinci deneme kitabıdır.
Ve Kırar Göğsüne Bastırırken (2003): Yazarın son deneme kitabıdır.
Roman ve denemelerinin yanı sıra son dönemde şiirleriyle de adından sıkça söz ettirmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Ağustos Kuşları
Aşk Çıplak Gezer
Birine Bağlanmak
Değişik Bir İlişki
Biz Birbirimizin Hiçbir Şeyi...
İnsan Sevdiğini Görmediğinde
Kristal Denizaltı
Meçhul Bir Kadına Mektuplar
Nereye Gidersin Sevdiğim
Vakit Gül Mevsimidir Şimdi
Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar
Sevmek Dediğimiz
Özlemek
Kırkıncı Oda
Venüs’le Buluşma
|