Ana Sayfa » Sözlük » bone

  

Türkçe-İngilizce İngilizce-Türkçe

bone
f. kemiklerini ayyrmak, ayıklamak; gübre olarak toprağa ufalanmış kemik ilave etmek; balina geçirmek (korse ,gömlek v.b.'ne); (argo) çok çalışmak, hafızlamak, kuşlamak. bone for an exam imtihan için hazırlanmak. bone up on a subject bir mevzu üzerinde okumak.

bone
i. kemik, kılçık; çoğ. iskelet, vücut: kemikten yapılmış bir şey; balina (korse için); k.dili zar. bone ash kemik kulu. boneblack i. yanık kemiklerden yapılan siyah boya. bone china icinde kemik külü olan tabaklar. bone-dry s. kupkuru. boneless s. kemiksiz. bone meal kemik tozu. bone setter çıkıkçı, kırıkıçı. frontal bone alın kemiği. shank bone bacak kemiği. vomer bone saban kemiği. bone of contention anlaşmazlık sebebi. have a bone to pick with someone paylaşacak kozu olmak, halledilecek davası olmak. feel in one's bones derinden hissetmek, çok emin olmak. make no bones about açıkça söylemek.

bonehead
i., k.dili aptal, mankafa kimse.

boner
i., (argo) hata, ahmakça yapılan yanlışlık.

boneset
i. papatyaya benzer bir bitki, bot. Eupatorium perfoliatum.

egemenlik
ego
egoist
egzama
egzersiz
egzotik
egzoz
eğdirmek
eğe
eğelemek
eğer
eğik
eğik düzlem
eğiklik
eğilim
eğilimli
eğilme
eğilmez
eğim
eğirme
crocidolite
crock
crockery
crocket
crocodile
crocus
croesus
croft
croissant
cromlech
crone
crony
crook
crookback
crooked
croon
crop
cropper
croquet
croquette
   

Sitemizde 45 Kişi Online

Türkçe Blog
WordPress tabanlı ücretsiz, kaliteli blog oluşturma servisi.

Program indir
Kategoriler halinde düzenlenmiş sık kullanılan programlar arşivi.

Bi Cümle
Öyle bi cümle yazın ki....