Ana Sayfa » Sözlük » brass

  

Türkçe-İngilizce İngilizce-Türkçe

brass
i., s. pirinç (madeni alaşım); pirinçten yapılmış alet veya eşya; müz. pirinçten yapılmış nefesli çalgılar, bando; A.B.D., (argo) yüksek rutbeli subaylar, omuzu kalabalıklar; (argo) para, (slang) mangır; kendine güven; küstahlık, yüzsüzlük; s pirinçten yapılmış, pirinç, brass band bando, mızıka. brass hat (argo) yüksek rütbeli kara veya deniz subayı. brass knuckles pirinç muşta. brass plate pirinç levha. brassware i. pirinç aletler. brass winds pirinçten yapılmış nefesli çalgılar. get down to brass tacks asıl meseleye gelmek, sadede gelmek. have a lot of brass (argo) fazla atak olmak.

brassage
i. para basma ücreti.

brassard
i. pazubent, kolun üst kısmına takılan bant; kol zırhı.

brassie,brassy
i. baş kısmının altı pirinçten yapılmış golf değneği.

brassiere
i. sutyen.

brassy
s. pirinçten yapılmış, pirinç kaplama; sert ve madeni; k.dili yüzsüz, arsız, cüretkar; cırtlak. brassily z. arsızca. brassiness i. arsızlık.

aleni
aleniyet
alerji
alerjik
alesta
alet
alet edevat
alet etmek
alet olmak
aletler
aletli
alev
alev lambası
alev makinesi
Alevi
Alevilik
alevlendirme
alevlendirmek
alevlenme
alevlenmek
amends
amenity
amenorrhea
amerce
america
american
americanism
americanize
amerindian
amethyst
amharic
amiability
amiable
amianthus
amicable
amicuscuriae
amid
amidships
amigo
amino acid
   

Sitemizde 16 Kişi Online

Program indir
Kategoriler halinde düzenlenmiş sık kullanılan programlar arşivi.

Bi Cümle
Öyle bi cümle yazın ki....