Ana Sayfa » Sözlük » breath

  

Türkçe-İngilizce İngilizce-Türkçe

breath
i. nefes, soluk; bir nefeslik zaman, dem, an; fısıltı; hafif rüzgâr; ağızdan çıkan buhar, buğu. breathtaking s. heyecan veren, insanın nefesini kesen. catch one-s breath soluğu kesilmek, soluk almak, dinlenmek. in the same breath bir solukta, aynı zamanda. save one's breath boşuna nefes tüketmemek. out of breath soluğu kesilmiş, soluk soluğa. take one's breath away insanın nefesini kesmek, heyecan uyandırmak. under one's breath alçak sesle fısıldayarak.

breathable
s. teneffüs edilebilir, nefes alınabilir.

breathe
f. nefes almak, teneffüs etmek, soluk almak; hafifçe esmek; yaşamak, var olmak; koku neşretmek; nefes alıp vermek; fısıldamak; ifade etmek, belirtmek; agzından püskürtmek; hayat vermek, canlandırmak; nefes aldırtmak. breathe again veya freely rahat nefes almak.

breather
i. nefes alan kimse; k.dili teneffüs, paydos, ara.

breathing
i. teneffüs, nefes alma; nefes; bir nefeslik zaman, an; söyleme, ağza alma; ümit, hasret; hafifçe esiş; dilb. h'' harfinin sesi. breathing space rahatça nefes alma imkânı; dinlenme zamanı.

breathless
s. nefes nefese, soluğu kesilmiş; nefesini tutmuş, sessiz; soluğu kesen, korkutucu; ölü, cansız; hareketsiz, kımıldamayan. breathlessly z. soluk soluğa. breathlessness i. soluksuzluk.

arkeolog
arkeoloji
arkeolojik
arketip
arma
armada
armadura
armağan
armatör
armatörlük
armatür
armoni
armonik
armonika
armut
armuz
Arnavut
Arnavut kaldırımı
Arnavutça
Arnavutlaşma
arm
armada
armadillo
armageddon
armament
armamentarium
armature
armband
armed
armenia
armiger
armillary
armistice
armor
armorer
armorial
armory
armour
arms
army
   

Sitemizde 22 Kişi Online

Program indir
Kategoriler halinde düzenlenmiş sık kullanılan programlar arşivi.

Bi Cümle
Öyle bi cümle yazın ki....