Ana Sayfa » Sözlük » dis

  

Türkçe-İngilizce İngilizce-Türkçe

dis
önek zıt oluş; uzaklaştırma; ayrı; olmayan (olumsuz bir kelimenin anlamını kuvvetlendirici ek); yapılan bir şeyi bozma anlamına gelen bir önek.

disability
(i). malûliyet; yetersizlik, kifayetsizlik, kuvvetsizlik, zaaf; yetkisizlik, salahiyetsizlik.

disable
(f). sakatlamak, kuvvetten düşürmek, zayıflatmak; (huk). salahiyetini elinden almak, ehliyetsiz kılmak. disabled (s). sakat. disablement (i). sakatlık; yetkisizlik, salahiyetsizlik.

disabuse
(f). yanlış bir fikri düzelterek gözünü açmak, doğru yolu göstermek.

disaccord
(f)., (i). ihtilaf halinde olmak, aralarında anlaşmazlık olmak; (i). anlaşmazlık, ahenksizlik.

disaccustom
(f). bir alışkanlıktan vazgeçirmek, bir itiyadı bıraktırmak.

disacknowledge
(f). inkar etmek, kabul etmemek, reddetmek.

disadvantage
(i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerden mahrum.

disadvantage
(f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.

disadvantageous
(s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.

havalı direksiyon
havalı fren
havali
havalimanı
havan
havan topu
havari
havasız
havasızlık
havi
havlama
havlamak
havlı
havlu
havluluk
havra
havsalası geniş
havuç
havuç suyu
havuz
exigency
exigible
exiguity
exile
exilic
exisluous
exist
existence
exit
exlibris
exocarp
exoderm
exodus
exofficio
exogamy
exogen
exonarthex
exonerate
exophthalmic
exophthalmos - mus
   

Sitemizde 21 Kişi Online

Program indir
Kategoriler halinde düzenlenmiş sık kullanılan programlar arşivi.

Bi Cümle
Öyle bi cümle yazın ki....