Ana Sayfa » Sözlük » fain

  

Türkçe-İngilizce İngilizce-Türkçe

fain
(s)., (z)., (eski) memnun, istekli, hevesli,arzulu; yükümlü, mecburi; (z). seve seve. I would fain go Gitmek isterdim; gitmeyi arzularım.

faineant
(s). tembel, aylak, boş gezenin boş kalfası.

faint
(f). bayılmak, solmak. faint away bayılmak, kendinden geçmek.

faint
(s)., (i). donuk, belirsiz, zayıf, baygın,gevşek; isteksiz; (i). baygınlık, bayılma. fainthearted (s). yüreksiz, korkak; mahcup, çekingen. faintly (z). azıcık, hafiften. faintness (i). baygınlık, bayılma, halsizlik.

faints , feints
(i). viski veya başka bir içki imal edilirken en son çıkan hafif ve karışık ispirto.

çekim
çekimli
çekimser
çekimserlik
çekimsiz
çekince
çekingen
çekingenlik
çekinme
çekinmek
çekip koparmak
çekirdek
çekirdek aile
çekirdek kahve
çekirdekli
çekirdeksiz
çekirge
çekirge kuşu
çekiş
çekişme
cenotaph
cenozoic
cense
censer
censor
censorious
censurable
censure
census
cent
centare
centaur
centaurus
centaury
centenarian
centenary
centennial
center,centre
centerboard
centerpiece
   

Sitemizde 4 Kişi Online

Program indir
Kategoriler halinde düzenlenmiş sık kullanılan programlar arşivi.

Bi Cümle
Öyle bi cümle yazın ki....
Hadise - Düm Tek Tek
Türkiye'yi 2009 Eurovision'da Hadise, Düm Tek isimli şarkıyla temsil edecek. İşte şarkının ilk video klibi