Ana Sayfa » Sözlük » fresh

  

Türkçe-İngilizce İngilizce-Türkçe

fresh
(s)., (z)., (i). taze, yeni; tatlı (su); temiz, serin (hava); canlı; dinlenmiş, taravetli; acemi; (A.B.D)., (k).dili küstah, cüretkâr; yeniden süt vermeye başlayan (inek); (z). taze taze; (i). serinlik. fresh air camp açık hava kampı. fresh breeze serin ve orta hızda rüzgâr. fresh complexion tazelik, körpelik, taravet. freshwater (s). tatlı suya ait, tatlı suda yaşayan; acemi; (A.B.D). tanınmayan. begin a fresh chapter yeniden başlamak, yeni bir sayfa açmak. break fresh ground önemli bir hamlede bulunmak. fresh out of (k).dili yeni tükenmiş. freshly (z). taze olarak, dipdiri. freshness (i). tazelik, dirilik, taravet; acemilik.

freshen
(f). tazeleştirmek, tazelik vermek; artmak (rüzgar), sertleşmek; doğurmak (inek); (den). bir halatın yerini değiştirmek veya başka türlü tazelemek; tuzunu çıkarmak; tazelenmek; serinlemek.

freshet
(i). denize dökülen akarsu; bir akarsuyun birdenbire kabarması veya taşması.

freshman
(i). bir işe yeni başlayan kimse; kolej veya üniversitenin birinci sınıf öğrencisi.

kekelemek
kekeme
kekemelik
kekik
keklik
kekre
kel
kelam
kelaynak
kele
kelebek
kelebek camı
kelek
kelepçe
kelepçelemek
kelepçelenmek
kelepçeli
kelepir
kelepirci
keleş
homework
homey
homicide
homiletic
homily
homingpigeon
hominoid
hominy
homo
homocentric
homogamous
homogamy
homogeneous
homogenize
homogeny
homologous
homologue
homonym
homophile
homophone
   

Sitemizde 15 Kişi Online

Program indir
Kategoriler halinde düzenlenmiş sık kullanılan programlar arşivi.

Bi Cümle
Öyle bi cümle yazın ki....
Hadise - Düm Tek Tek
Türkiye'yi 2009 Eurovision'da Hadise, Düm Tek isimli şarkıyla temsil edecek. İşte şarkının ilk video klibi